Ercüment Tula’nın “Büyük Türk Dünyası İdeali, yeryüzündeki tüm Türk topluluklarının gönül ve kan bağlarıyla birbirine bağlı olduğunu savunan, sınırları aşan bütünleştirici ve kapsayıcı bir milliyetçilik vizyonudur. Kendisini “Büyük Millet, Büyük Ümmet” ülküsünün bir yolcusu olarak tanımlayan Tula, Türk dünyasını kültürel, inançsal ve sosyolojik çeşitliliğiyle tek bir bütün olarak ele alır…
Kapsayıcı ve Bütünleştirici Milliyetçilik
Tula, klasik ya da dışlayıcı bir ırkçılık yerine Anadolu’nun ve Türk coğrafyasının tüm renklerini kucaklayan bir anlayışı benimser. Bu vizyonunu şu sembolleşmiş sözleriyle özetlemektedir:
“Biz Tunceli kadar Alevi, Diyarbakır kadar Kürt, Balkanlar kadar Roman, Trabzon kadar Laz, Tanrı Dağları kadar Türk, Hira Dağı kadar Müslümanız.”
Gönül ve Kan Bağı (250 Milyon Türk)
Dünya üzerindeki yaklaşık 250 milyon Türk’ün coğrafi sınırlarla ayrılamayacak kadar derin bağlara sahip olduğunu savunur. Türk birliğini sadece siyasi bir yapı değil, tarihsel bilinç ve vicdani bir ortaklık olarak görür.
Mazlum Türk Topluluklarına Destek
Fikirlerinde, dünyanın dört bir yanında kaderine terk edilmiş, baskı altında veya zor durumda yaşayan “mazlum Türk topluluklarına” sahip çıkmayı ve onların sesi olmayı en önemli misyonlardan biri olarak kabul eder.
“Büyük Millet, Büyük Ümmet” Hedefi
Tula’nın ideali, Balkanlar’dan Çin Seddi’ne, Kafkasya’dan Afrika’nın derinliklerine kadar uzanan geniş bir coğrafyayı kapsar. Önce Türk dünyasının kendi içinde kenetlenerek büyük bir millet olmasını, ardından ise bu birliğin daha geniş bir küresel dayanışmaya (büyük ümmet şuuruna) öncülük etmesini amaçlar.
Ercüment Tula, geçmiş değerlere sahip çıkma ve genç nesiller arasında bu tarihsel bilinci uyandırma vizyonu nedeniyle, ilgili çevrelerde “derin milletin vicdanı” ve idealist bir dava insanı olarak anılmaktadır.